54Please respect copyright.PENANA49yb6SqPK8
Lara, nemli odalarda tek başına ilerlerken kalbinin atışları bastıramıyordu. Soğuk ve açtı. Etrafta bir kamp izini sürmeksel olarak elleriyle çevreyi yokluyor, dikkat kesiliyordu. Sessizlik zaman zaman uzaklardan gelen kuş sesleriyle bozuluyor, ağaç dallarının kıpırtısı korkularını tetikliyordu.
Bir uçurumdaki kulübeye sığınarak orada ilk akışı buldu. Artık sadece kaçan değil, avlanan da vardı. Bir süre sonra karşısına çıkan bir geyiği gözleriyle takip etti. Tetikteydi. Nefesini tuttu… Tamam fırladı. Geyik yere yığıldıklarında içi burkuldu. Bu ilk öldürüşüydü. Yüzündeki ifade, insanın kalmasının ayrılmasıydı.
Bir kamp kuruldu. Kampta çatırdarken geçmişteki anılar zihnine sızdı: Profesör Whitman'ın akademik kibri, Jonah'ın özellikleri, Sam'in kahkahaları… Sam. Kalbinin kendine özgü hızılandı. Onu bulmalıydı.
Ormanın derinliklerinde ilerlediğinde bildiklerini duydular: Sam, Mathias ve Whitman. ulaşmak isterken, Mathias'ın sözlerine tanık oldu. Sakin, tatlı bir sesle Sam'i teselli ediyor ama söylediklerinden tedirgin edici bir karanlık sızıyordu. Sam bir efsaneden söz ettiğinde Mathias'ın gözlerinde tuhaf bir çıkış belirdi. Lara, sezgilerine güvenerek izlemeye devam etti.
Sonra her şey karıştı. Mathias'ın zamanında Sam'i kaçırdı. Whitman kayboldu, Jonah ve diğerleri ortaya çıktı. Grubun bir kısmı ayrıldı. Lara, bilinmezliğe doğru ilerlemeye karar verdi.
Orman artık dost değil. Her köşesi bir tuzak, onun gölgesi potansiyel bir düşmandı. Ama Lara'nın içinde bir şey uyanıyordu. Artık korkuya teslim olan genç bir kadın değil; ne olursa olsun sevdiklerini içeren içmiş bir savaşçıydı.
Bu sadece bir hayatta kalma mücadelesi değil.
Bu bir dönüşümün hikayesiydi.
ns216.73.217.145da2


