Kavuşmak için çok geç değil. Hatalarımızı affettirmek için de geç değil.
Bir Gün Sonra
Asiller Kıtası'na ışınlandım ve saraya hiç beklemeden gittim. Prens Leo'yu sordum. Bahçede olduğunu öğrendim. Ağaçların ve çalılıkların arasından geçerek yanına gittim. Beni görünce şaşkınlıkla gülümsedi.
"Maeve, ne haber?" dedi.
Tam yanına gelerek durdum.
"Merhaba Leo, iyiyim, sen nasılsın?" dedim.
"Ben de aynı bildiğin gibiyim ama önemli bir şey mi oldu?" dedi.
Omzuna dokundum: "Leo, senden bir şey istiyorum."
...
161Please respect copyright.PENANAvfmDHn1Fqs
Bir Gün Sonra
Leo bana yardım etmeyi kabul edip benimle Birleşik Krallık'a gelmişti. Ezra ikimizi görünce hiç konuşmadan önümüzden geçti. Leo sorarcasına bana döndü.
"Aranız iyi değil mi?" dedi.
Ezra'nın arkasından baka kalmıştım. Leo'nun sorusunun cevabı zaten belliydi. Sadece kafamı sallamakla yetindim.
Bugün Leo'yu bariyerden geçirecektim. Bariyeri kırdığımda belki savaş çıkacaktı ama ne olursa olsun, bana karşı çıkamayacak kadar güçsüzlerdi.
Leo bariyeri incelemeye gitti. Ben de Ezra'nın gittiği yöne doğru yürüdüm. Atını besleyen Ezra'yı görünce sessizce yanına gittim.
"Ezra, konuşabilir miyiz?" dedim.
Ezra bana doğru ufak çaplı bir bakış attıktan sonra atını beslemeye devam etti. Israrcı davranarak kolundan tuttum.
"Ezra, konuşalım. Hadi..." dedim.
Arkama döndüm ve bahçenin manzaralı olan kısmındaki banka oturdum. Yanıma oturduğunda ona bakmadan birkaç dakika bekledim. Kendimi hazır hissettiğimde:
"Ezra, özür dilerim. Kalbini kırmak isteyeceğim son kişi sensin. Sana durup dururken çıkışımın bir sebebi vardı. Ama bunun bir önemi yok artık. O söylemek istemediğim şey, aslında Lilly ile seni ben bahar şenliğinde öpüşürken görmüştüm. Aklıma bir anda geldiği için öyle davrandım. Bana bir şey açıklamana gerek yok. O zaman hayatında değildim. Bu olayı büyütmek de istemiyorum. Biraz kendimize zaman verelim. Ben Agora'yı kurtarıncaya kadar ara verelim. Olur mu?" dedim.
Ezra tam ağzını açacaktı ki vazgeçerek sustu. Sadece başıyla beni onayladı. Yanından kalktım.
"Bariyerden Leo'yu geçirmek için gidiyorum. Gelmek istiyorsan gel." dedim ve ışınlandım.
Leo'nun arkasından gelerek onu korkuttum. Leo korkuyla bana baktı. Gülümsedim ve "Durum nasıl?" diye sordum.
"Ben hazırım, geçince ne yapacağım?" dedi.
Sorusuna karşılık planı tekrardan anlatmaya başladım.
"Sen ilk gireceksin. Etraf uygun olduğu anda hemen yanıma geleceksin. Hazır olduğumuzda bariyerin tam içinde duracaksın. Ben de o anda bariyeri kıracağım."
Leo başıyla beni onayladı. Bariyerin içine girerek gözden kayboldu. Leo'nun gelmesini saatlerce bariyerin önünde bekledim. Yanıma getirdiğim sandalyeye oturarak karanlık gecenin yıldızlarına baktım.
Bir ara uyku tutarak gözlerimi kapatmıştım. Yanımda duyduğum sesle gözümü açmadan bekledim. Ezra üzerime battaniye örttü ve yanıma oturdu. Sessizce konuşmaya başladı.
"Sana gerçekten yemin ederim ki Maeve; Lilly ile o gün bir şey yaşamadım. Bilmiyorum ama bildiğim tek şey; o gün gördüğün kişinin ben olmadığı kesin. Ara vermek istiyorsan bile seni bekleyeceğim." dedi ve yanağıma öpücük kondurdu. Yanımdan kalkarak gitti.
Gözlerimi yavaşça açtım. Birkaç gözyaşım gözlerimden süzülmüştü. "Ezra değilse gerçekten kimdi o adam? Ezra'nın olmadığına emin miyim? Ezra'ya güveniyor muyum?"
Deli gibi sorular kafamda dönüyordu. Agora'ya ulaşana kadar bu soruların cevabını bulacaktım. Bariyerden bana doğru gelen Leo'yu görünce heyecanla yerimden kalktım.
"Şu an bariyeri kırabilecek miyim?" dedim heyecanla.
Leo üzgün bir yüz ifadesiyle: "Gerçekten ben de isterdim ama Maeve, tahmin bile edemeyeceğin kadar muhafızlar bariyerin etrafını sarmışlar. Beni gördüklerinde 'ablama gideceğim' dediğim için kurtuldum. Ne yapacağız?" dedi.
Sinirle saçlarımı savurdum. "Madem benden bu kadar korkuyorlar, hepsi görecek gününü. Leo, muhafızların seni görmelerini istemezdim ama bariyerin içine gir. Şimdi bitirelim şu işi." dedim.
Leo kalktığım sandalyeye oturdu. Bana doğru endişeyle baktı.
"Maeve, biliyorum bariyeri kırmayı çok istediğini ama şu anda fevri olur. Sonuçta o askerler senin aileni askerleri. Askerlere zarar vermeden yapamaz mısın?" dedi.
Gözüm sinirden döndüğü için mantıklı düşünemediğimi anladım. Leo haklıydı. Onlar ne kadar bana karşı gelseler de emre uymak zorunda kalan masum insanlardı.
Bu bariyeri kırmak gerçekten ne kadar da zordu. "Keşke içeriye girebilsem," diye içimden geçirdim. Leo'yu dinleyerek uyuması için izin verdim. O gittikten sonra sandalyeme geri oturdum.
Sandalyede ne kadar beklediğim hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sadece esen rüzgarın yüzümü okşamasıyla düşünüyordum. Çok değerli insanların hayatları benim yüzümden tehlikede olması canımı acıtıyordu.
Bariyerde bir kıpırtı olunca korkuyla yerimden kalktım. Peter Finn ve yanında Birleşik Krallık'ın komutanı yanıma geldiler. Komutan önümde diz çöktü.
"Efendim, babanızdan size mesaj getirdim. 'Maeve, denemekten vazgeç artık. O bariyeri istesen de kıramazsın çünkü bariyeri biz değil sevgili hayvanın yaptı. Bana inanmıyorsan ona sorabilirsin.'"
Komutan mesajı verdikten sonra gitti. Peter Finn sandalyeme oturdu.
"Maeve, baban haklı. Bariyeri Agora yaptı. Sebebi ne bilmiyorum ama senin için yaptığı kesin." dedi.
Hayal kırıklığıyla yanına oturdum. "Agora'ya neden?" diye sormak istiyordum ama Peter Finn yanımdaydı. Ben sadece susarken Peter Finn konuşmaya başladı.
"Maeve, sana bir sır vereceğim. Ben de senin gibi bir zamanlar çok güçlü biriydim. Genç aklımla yasak olan kara büyüyü senin gibi yaptım. Bunun sonucunda büyük cezalara çarptırıldım. Çok gençtim. Düşünmeden yaptığım kara büyü; benden eşimi almıştı. Eşim o zamanlar hamileydi. Karnında ikiz bebeğimiz vardı. Onlar da benim yüzümden öldü. Ama sonra bir şey oldu. Ölen ikizlerimin vücuduna giren baş düşmanların olan cadılar çocuklarımın bedenine yaşam oldular. Ben de onları büyüttüm. Birinin adına Karina, diğerinin adına da Anabel koydum. İkisinin de cadı olmalarını bile bile büyütmemin sebebi biricik kızlarımın vücudunda oldukları içindi. Onlara kıyamadım. Benimle büyüyen çocuklarımın iyi olmaları için birçok büyü yaptım ama cadıların güçleri yaptığım büyüyü emiyordu. Beni bırakmadan önce canımı bağışladıklarını söyleyip tüm her şeyimi aldılar. Sana bunu anlattım çünkü benim yüzümden Fontaine büyük tehlikenin eşiğinde. Baban ve konsey, gelmekte olan tehdidi görmeyip sana karşı taraf alıyorlar. Beni affetmen için sana son kez bir iyilik yapacağım."
Finn'e üzülerek bakıyordum. İkimiz de hayatlarımızda yanlış hatalar yapmıştık. Ona kızamıyordum çünkü bu denli kötü olabilecek biri değildi. Hep bana yardım eden Finn yine bana yardım edecekti. Ama bu seferki farklı bir yardım olacağı belliydi.
Peter Finn bariyere girdi ve ortasında durdu. Peter Finn'e atılmaya başlayan oklar vücuduna girdi. Bana "hadi" der gibi bakıyordu. Ağlayarak yerimden kalktım. Peter Finn benim için ölümü göze almıştı. Bariyere dokunduğum anda büyük bir gürültüyle sonuna kadar bariyer kırıldı.
Ağlayarak Peter Finn'in ölmek üzere olduğunu gördüm. Yere çökerek kafasını kucağıma koydum. Delirircesine ağlıyordum.
"Peter Finn, ben sana asla kırılmam. Sen benim gerçek dostumsun. Benim için hayatından neden vazgeçtin?"
Ağlıyordum. Peter Finn'in ağzından gelen kanla üzerim kan olmuştu. Bu sırada bana doğru gelen oklar vardı. Oklar bana çarpmadan önce önümde topraktan bir sütun belirdi. Toprak sütuna çarpan oklar yere düştü. Arkamdan koşarak Ezra sarıldı.
"Maeve, iyi misin?" dedi.
Ağlayarak ona sarıldım. Ezra endişeyle saçımı okşadı. Yerde ölmüş olan Peter Finn'i görünce benim gibi ağlamaya başladı. Saçımı okşamaya devam etti. Benden ayrıldı. Elimi tuttu ve önümüzdeki toprak sütununu ittirerek askerlere attı.
Onunla el ele yürümeye devam ediyorduk. Ezra'nın elini daha sıkı tutmaya başladım. Ezra etraftaki askerlerin altındaki toprakları kaldırarak onların bize ateş etmesini önlüyordu.
Bana yardım eden Ezra'ya burukça gülümsedim. Önümüze dizilen askerleri görünce durdum. Ezra durduğumu görünce önüme geçti. Askerlerin arkasından beliren konsey üyelerini ve babamı görünce iğrenerek baktı.
Ezra'yı yanıma doğru geçmesini söyledim. Ezra yanımda yer aldığında kulağına doğru yaklaştım.
"Şimdi bizi koruma sırası bende." dedim.
Ezra ne yapacağımı anladığında elimi bıraktı. Ezra'nın etrafında kalkan oluşturdum. Ezra benim kalkanın dışında kaldığımı görünce korkuyla bana baktı.
Ben merak etmemesi için elimdeki kılıcımı gösterdim. Ezra kılıcımı görünce gülümseyerek başını salladı. Elimdeki kılıcı kılıfından çıkardım. Mavi kılıcımı savurarak önümüzdeki tüm askerleri kenara fırlattım. Babam bana şaşırarak baktı. Babama doğru yürümeye başladım. Bana doğru ilahi güçlerini birleştirerek sihir gönderen iki konsey üyesini gözümle havaya kaldırdım. İkisi de bir anda havalanınca kendime doğru çektim. Boğazlarını elimin arasına alınca sıkmaya başladım.
"Sizi uyarmıştım. Buradan gitmeden önce sizi bağışlıyorum ama diğer geldiğimde acımayacağım demiştim. Bana karşı gelmeyi bırakın artık!"
İki konsey üyesini de farklı yerlere fırlattım. Babam bana sinirle bakıyordu. Babama son kez vazgeçer belki diye baktım. Bana saldırmaları için diğer konsey üyelerini gönderdi. Babama üzülerek baktım. Bağırdım.
"Sizi öldürmek istemiyorum. Ama sen inatla bana karşı geliyorsun. Baba, gözünde hiç mi değerim yok? Bak tekrardan söylüyorum. Bana karşı gelmeyi bırak ve kızına kollarını aç. Bana yaptığın her şeyi unuturum ama ısrar edersen istemediğim şeyi yapmak zorunda kalırım. Ben senin düşmanın değilim, senin kızınım. Tahtına bir şey gelse yanındaki konsey değil ben üzülürüm. Benden önce ilk kurtarman gereken Fontaine var. Cadılar ile savaş kaçınılmaz son. Ben olmadan cadıları yenemeyeceğini bilmelisin. Küçük kızın büyüdü baba. Kendine gel artık..." dedim.
Babam bana doğru üzülerek baktı. İlk defa pişman olduğunu gördüm. Konsey üyelerini geri çekilmelerini söyledi. Konsey üyeleri çıldırarak babama ve bana saldırmaya çalıştı.
Babama gönderdikleri sihirden kılıç babamın kalbine girmeden son anda telekinezi ile durdurmuştum. Babam korkuyla bana baktı. Biliyordu, kızının ölmesine asla izin vermeyeceğini.
Bana doğru minnetle baktı. Babamın yanına gitmeden önce babamı sihir kalkanın içine aldım. Babama özür dileyerek eğildim.
"Baba, özür diliyorum. Yüz yıllardır olan konsey üyelerinin çağı artık bitti. İzninle ilgilenmem gereken kişiler var." dedim.
Babam başıyla beni onaylayınca tüm konsey üyelerini kılıcımdan geçirdim. Hepsini öldürdüğümde durdum. Babam ve Ezra'nın etrafında yaptığım kalkanı yok ettim. Bana doğru gelen iki adama gülümsedim. Babama sarıldım.
"Baba, beni seçeceğini biliyordum. Boşuna senin kızın değilim." dedim.
Babam ağlayarak saçlarımı okşadı. Artık yaşlanmaya yakın vücudunun ne kadar zayıfladığını fark etmemle babamdan ayrıldım.
"Baba, sen hiç yemek yemedin mi? Güçten düşmüş benim biricik babam." dedim.
Ezra yanıma geldiğinde ona doğru gülümsedim. Kafamdaki soruların cevabı belliydi. Ezra'ya herkesten çok seviyor ve güveniyordum. Aşkımıza sonuna kadar şans vermeye karar verdim.
Babam ve Ezra'yı arkamda bırakarak Safforn'a ışınlandım. Safforn'un kapısındaki devasa zincirleri kılıcımla keserek sonuna kadar açtım. Koşarak içeriye girdim. Agora'yı görünce gülümsedim.
"Seni çıkaracağım demiştim." dedim.
Agora uçarak yanıma geldi. Başını okşadım. Uzun süredir içimdeki boşlukları birer birer doldurdu. Özel hayvanımın üzerine çıktım.
Devasa Agora ile uçarak Safforn'dan çıktık. Sarayın bahçesinden uzaklaşarak gökyüzüne doğru uçtuk.
Askerler, babam, Ezra ve ailemin diğer üyeleri Agora'nın güzelliği karşısında dilleri tutulmuştu. Ezra alkışlayarak bana seslendi.
"Çok güzelsiniz." dedi.
Ona gülümsedim. Ay ışığında Ejderhamın devasa bedeniyle Krallık'a el sallayarak selam verdim. Babam bana seslendi.
"İşte benim kızım, seninle gurur duyuyorum." dedi.
Herkes beni alkışlarken Agora'ya seslendim.
"Agora, bundan sonra ne yapacağımızı biliyorsun." dedim.
Agora ile aynı anda bağırdık:
"Kaçınılmaz olan savaşı kazanmaya gidiyoruz." dedik.
Bölüm Sonu
Evet, ağlayacağım galiba şimdi. Peter Finn öldü... 😭
Şimdi inanmayacaksınız, diğer bölüm final bölümü olacak. 🥺
Evet, Instagram hesabımdan duyurmuştum ama şimdi buradan açıklıyorum. 🥳161Please respect copyright.PENANAt78nG8RMEb
KİTABIN 2. SEZONU AYRI OLACAKTIR. YENİ KİTAP ŞEKLİNDE ORADAN PAYLAŞACAĞIM.FONTAİNE 2 BAKALIM 1 KADAR SİZİ ETKİLEYEBİLECEK Mİ?161Please respect copyright.PENANAcdZOdB9PCx
Bana destek vermek isteyen herkes oy ve yorum yapmayı unutmasın. 🙏🙏
Çok değerlisiniz sevgili okuyucularım. 💙💕💋🥰
161Please respect copyright.PENANAMK23GHgpJg


