Efsin ve İdony arkamdan bana seslenmişti ama kâhinin söylediklerinden sonra donup kalmıştım.
"Ne düşüneceğim? Ne yapacağım?"
Hiçbir fikrim yoktu. Efsin'in beni sarsmasıyla ancak kendime gelebilmiştim.
"Kızım, sen bizi duymuyor musun? İyi misin?"
Efsin'e döndüm. "İyiyim, iyiyim ama duyduklarımın şokunu atlatamıyorum."
"Özel değilse kâhin ne söyledi, Maeve?"
İdony'nin sorduğu soruya karşılık biraz sustum. "Aslında kâhin çok şey söyledi ama en önemlisini söyleyeyim. Çok eskiye dayanan yedi tane cadı varmış. Fontaine'nin eski kralı onları öldürmüş. Cadılar yeniden doğup Fontaine'i yok etmeye yemin etmişler. Ve sadece iki tanesi 17 yıl önce doğmuş."
"Neee!"
Efsin'in tepkisine karşılık konuşmaya devam ettim. "Ve bu cadıları ben tanıyormuşum. Kâhin, cadıların kokusunun üzerime sindiğini söyledi. Ben acaba hangi kıtada ya da ne zaman onlarla birlikte oldum, hiçbir şey bilmiyorum."
"Maeve, kâhin doğru söylüyor olabilir. Bu cadıların hikâyesini uzun zaman önce babamdan duymuştum. Bu cadılar yeniden doğduysa büyük bir sorun teşkil edeceklerdir. Ne yapıp edip bu cadıları bulmalıyız."
İdony çok haklıydı. Bu cadıları bulmak benim bir görevimdi. Öncelikle yapmam gereken bir şey vardı. Göle doğru yürüdüm. Elimle suya doğru hareketler yapmaya başladım.
Efsin ve İdony, ne yaptığımı anlamamış bir şekilde bana bakıyordu. Suyu çok az da olsa kaldırabilmiştim ama sonrası benim için kötü olmuştu. Kaldırdığım su, Efsin ve İdony'nin üzerine düşmüştü. Gülerek yanlarına gittim.
"Ya, kusura bakmayın! Size söylemem gereken bir şey daha var!"
"Maeve, sana sinirlenmek istiyorum ama yapamıyorum. Hemen dökül, ne anlatacaksın başka!"
"Tamam, tamam, sakin ol Efsin. Kâhin bana dört elementi de bükebildiğimi söyledi. Eğer pratik yaparsam çok iyi bir şekilde dördünü de bükebilirim."
"Ne! Gerçekten mi? Bu çok güzel bir haber, Maeve!"
Efsin gülerek bana sarıldı. Neredeyse nefes alamıyordum. Onu kendimden uzaklaştırarak İdony'ye döndüm.
"Kral İdony, bana su bükmeyi öğretir misiniz?"
1 Ay Sonra
Her gün çalışıp emek verdim fakat su bükmeyi bir türlü tam anlamıyla öğrenemiyordum. Sinirle denizin içinden çıktım. Akşam güneşi denizi ışıl ışıl parlatıyordu. Bugün tek başıma denize gelip su bükmeye çalışıyordum.
Ne kadar uğraşsam da bir türlü olmuyordu. Sinirle bağırdım.
"Ne zaman başaracağım! Niye olmuyor? Neden yapamıyorum?"
Çok sinirliydim. Kendimi kuma doğru fırlattım. Yere yatıp uzunca gökyüzünü izledim. Yaşıyordum fakat kendimi ölü gibi hissediyordum. Son zamanlarda, hele de kıtalara gittiğimden beri çok şey yaşamıştım. Şimdi bir de cadı meselesi vardı. Kendimi güç olarak yetersiz görüyordum. Daha dört elementi bükemeden onlarla karşılaşmam hiç doğru olmazdı. İlahi güçlerime gelirsek, kanımda dolaşıyor ama benden gitmişti. Kâhinin o gün söylediği neydi acaba? Kâhinin sözlerini tekrar ederek bir bir ağzımdan döktüm.
"Sandığın gibi sadece iki elementi bükmüyorsun. Diğer elementleri de büküyorsun. İlahi güçlerine gelirsek, onlar senden gitmiş ama kanında hâlâ dolaşıyor. Bir gün kendin karar vereceksin. Bu karar, güçlerinin akışı yönünde olacak."
"Bükücülük ile ilahi güçlerim arasında neden karar vermem gerekiyordu?"
Kafamda birçok soru varken kendimi yerden kaldırdım. Kendi kendime söylenerek, "Biliyorum, Maeve, başından çok şey geçti ama kendini toplamalısın artık. En önemlisi de bu soruları bir kenara bırakıp önündeki yola bakmalısın."
Kendi kendime güç vererek biraz daha su bükmeyi denedim. Gittikçe gelişiyordum. Asla pes etmeyecektim.
1 Hafta Sonra
Bir hafta boyunca çok çalışmıştım. Sadece su bükmeyi değil, hava ve toprak bükücülüğümü de geliştirmeye çalışıyordum. Su bükücülüğüm eskisine nazaran şu anda daha iyiydi.
Saraydaki odamdan dışarı çıktım. Saray salonuna indim. Efsin'i büyük bir telaş içinde muhafızlarla konuşurken gördüm. Yanına koşarak gittim.
"Efsin, bir şey mi oldu?"
Efsin çok telaşlıydı. Saçlarını karıştırdı. Bana döndü.
"Maeve, sakin ol, tamam mı? Şu anda sana böyle bir şey söylemek istemezdim ama..."
Sustu, birkaç dakika bekledi ve uzun bir nefes alarak devam etti:
"Korktuğumuz başımıza geldi. Cadılar ortaya çıkmış ve Periler Kıtası şu an cayır cayır yanıyor."
"Ne! Efsin, sen ne diyorsun! Ben hemen gidiyorum."
"Maeve, nereye gidiyorsun?"
Efsin'i arkamda bırakmıştım. Saraydan ışınlanarak Hoş Kalpler Kıtası'nın kapısına geldim.
"Periler Kıtası'na ne olmuştu? Ezra nasıldı?"
Galiba çıldırmak üzereydim. Ezra'yı koruyayım derken daha kötü bir şey olsa ben ne yapardım!
Hoş Kalpler Kıtası'ndan ışınlanarak Periler Kıtası'na gittim. Kapıdan girdiğim anda gördüklerim karşısında dünyam başıma yıkıldı. O yeşil ve çok güzel olan kıta ateşe bürünmüş, cayır cayır yanıyordu. Çok korkmuştum ama Ezra'yı hemen bulmalıydım.
"Tanrım, lütfen Ezra'ma bir şey olmasın."
Ateşlerin arasından ışınlanarak saraya gittim. Sarayın büyük avlusuna ışınlanmıştım. Karşımda gördüğüm görüntüyle beynimden vurulmuşa döndüm. Her yer yıkılmış ve alevler içinde yanıyordu. Korkmuştum, hem de çok korkmuştum.
Neden mi?
Hayatımın aşkını kaybedebilirdim. Görevimi yerine getirmediğim, vakit kaybettiğim için şu anda onu kaybedebilirdim.
Gözlerim ağlamaktan kan çanağına dönmüştü. O sırada etrafımda bir şeyler dönmeye başladı. Göremediğim şey her neyse, göğüs kafesimi zorluyor ve başımı döndürüyordu. Bir anda kulağıma biri fısıldadı.
"Zvinoreva kuti ndiwe mavambo nemagumo ezvose."
Duyduğum sözler karşısında iyice korkmuştum. "Her şeyin başlangıcı ve sonu sensin" demek! Konuşan kimdi bilmiyordum ama korkmama yetmişti. Dövüş pozisyonuna geçerek:
"Sen kimsin! Daha doğrusu siz kimsiniz!"
Bir kahkaha patlattı. "Hahaha, bu cılız ve güçsüz şeyin karşımızda titremesi gerekirken konuşması doğru olmaz."
"Benimle düzgün konuşun yoksa sizi pişman ederim!"
Galiba biraz önce tehdit ettiğim kişiler cadılardı. Peki bunu yeni anlamam ne kadar doğru?
Cadılardan biri benim karşımda belirmeye başladı. Siyah saçlı ve siyah aurası olan bir kadın belirdi. Daha önce onu hiç görmemiştim ama neden kokusu üzerimdeydi bilmiyordum. Cadı, sarayın çöken taşlarını elini yumruk yapmasıyla parçaladı. Ardından siyah auralı bir kılıcı kılıfından çıkardı. Bana doğru yavaş adımlarla gelmeye başladı.
Bölüm sonu...
Evet, sevgili okuyucularım, nasılsınız bakalım? Kısa bir bölüm oldu ama artık olaylar yavaş yavaş başlıyor. Bölüme oy ve yorum yapmayı unutmayın. Seviliyorsunuz. Umarım beğenirsiniz.
ns216.73.216.253da2


