67Please respect copyright.PENANAXNMiQX40j1Mark, toplantı odasından çıktığında hırstan yüzü kızarmıştı. Leo gibi bir devin karşısında, sıradan bir "kurye" tarafından susturulmayı gururuna yediremiyordu. Ofisine geçer geçmez asistanını çağırdı.
"Bu Hae-won denen kızı araştır," dedi dişlerinin arasından. "Kimdir, necidir, daha önce nerelerde çalışmış? Herkesin bir zayıf noktası vardır. Onu bu kadar yükseğe çıkaran Leo'yu, o kızın geçmişiyle yerle bir edeceğim."
Mark, birkaç gün sonra masasına bırakılan dosyayı yüzünde karanlık bir gülümsemeyle açtı. Dosyada Hae-won'un sadece eski işleri değil, ailesinin geçmişine dair bazı pürüzlü bilgiler de vardı. Özellikle Hae-won'un bir dönem borçlar yüzünden mahkemelik olan eski aile işi ve o süreçte yaşanan bazı talihsiz olaylar tam da Mark'ın aradığı türden "skandal" malzemesiydi.
Ertesi gün, şirketin büyük bir daveti vardı. Şehrin tüm iş dünyası oradaydı. Leo, Hae-won’u yanından ayırmıyor, onu yeni iş ortaklarıyla tanıştırıyordu. Hae-won ilk kez kendini bu dünyaya ait hissetmeye başlamıştı ki, Mark elinde bir kadeh şampanya ile yanlarına yaklaştı.
"Tebrikler Leo, gerçekten harika bir 'yetenek' keşfetmişsin," dedi Mark, sesi davetteki müziğin arasından bir yılan gibi süzülerek. Sonra doğrudan Hae-won'un gözlerine baktı. "Ama merak ediyorum Hae-won, buradaki insanlar senin geçmişindeki o... 'ufak tefek' yasal sorunları bilseydi, hala seninle aynı masada oturmak isterler miydi? Yoksa babanın yarım bıraktığı o karanlık işleri burada mı tamamlıyorsun?"Hae-won'un yüzündeki renk bir anda çekildi. Kalabalığın uğultusu sanki üzerine yıkılıyordu. Geçmişi, tam kurtuldum dediği anda bir gölge gibi önüne düşmüştü. Çevredeki birkaç kişi merakla onlara doğru döndü.
Ancak Leo, Hae-won'un elini sıkıca tuttu ve Mark'ın bir adım önüne geçti.67Please respect copyright.PENANAMQj7u4UCoq


