Lunamonery İmparatorluğu yüzyıllardır Clevlion'a hüküm sürmüştü. Clevlion'un fakir halkı yıllar önce açlıkla, veba ile boğuşmuş, zulüm görmüştü ancak ani bir şekilde ortaya çıkan Lunamonery Hanedanı'nın çıkardığı büyük isyan her şeyi değiştirdi. Lunamonery Hanedanlığı, baştaki imparatorluğu yok etti. Kendilerinin başa geçmesiyle Altın Dönem yaşandı ve bu dönem günümüze kadar devam etti ancak Altın Dönemi'nin başlarında büyük bir kan davası yaşandı. Yeni olmasına rağmen siyasi ve askeri güce sahip olan Heliaris İmparatorluğu, Lunamonery İmparatorluğu'nun kurucusu olan Caelus Lunamonery'i öldürmüştü. İmparatorluklar arası gerginlik savaşa kadar gitmiş ve büyük bir yıkıma neden olmuştu ancak bu yıkım, imparatorlukların yeni tohumları için temiz bir toprak bıraktı…
Clevlion’un başkenti Astarnad’daki büyük saray her zamanki gibi sessizdi. Şövalyeler her koridorda nöbet tutuyor, temizlikçiler ise sessizce işlerini halletmekle meşgul oluyordu. Sarayın içinde, yere kendinden emin adımlarla basan topuklu ayakkabıların sesi yankılandı. Şövalyeler yavaşça eğilerek Prenses Yuri Lunamonery’i selamladı. Yuri, dik duruşuyla ilerlemeye devam etti. Yürüdükçe hilal tokalı yüksek yarım topuz yapılmış uzun beyaz saçları dalgalanıyor, kendinden emin ve soğuk bakışlı gümüş mavisi gözleri etrafı dikkatle tartıyordu. Lacivert kumaştan, vücuduna tam oturan elbisesindeki lacivert mücevherler ve inciler, o yürüdükçe birbirine sürtünerek ufak sesler çıkarıyordu. Yuri adımlarını hızlandırdı ve imparatorluk odasına doğru yöneldi. Tam kapıyı açacakken kapıdan sorumlu iki şövalye önünü keserek onu durdurdu. Bakımsız, karma karışık kahverengi sakalı olan şövalye boğazını temizleyerek konuştu. “Üzgünüm Prenses Yuri ama imparatorluk odasına elinizi kolunuzu sallayarak giremezsiniz.” Yuri saçlarını geriye attı, dik duruşunu bozmadı. Beyaz kaşlarını çatarak o gümüş mavisi gözleriyle şövalyeleri sinirli bir şekilde süzdü, ardından kısa ve nazik bir kahkaha attı. “Hahaha… Prensesiniz olarak derhal önümden çekilin. Bu bir istek değil, emirdir.” Yuri çocukluğundan beri otoriter, baskın ve soğuk bir kızdı. Babası onun asla annesine benzemediğinden sürekli şikâyet ederdi ancak Yuri için kraliçe olmak; otorite, güç ve soğukkanlılık demekti. Yuri tahtın ikinci varisiydi. Ondan önce Clevlion’a hükmedecek kişi abisi Nicholas’tı. İkisi tamamen zıt kişiliklerdi. Birçok kişi ilk bakışta onların kardeş olduğunu bile anlayamazdı. Nicholas kısa, kabarık siyah saçlara ve sarı gözlere sahipken Yuri’nin uzun beyaz saçları ve gümüş mavisi gözleri vardı. Birbirlerine neredeyse hiç benzemiyorlardı. Nicholas anlayışlı, güler yüzlü ve centilmen bir genç adamdı. Ciddiyet pek ona göre değildi ama nerede ciddi olacağını çok iyi bilirdi. Bu iki varis, Lunamonery İmparatorluğu’nun geleceğini belirleyecekti.32Please respect copyright.PENANAFHFRAejO6L
Şövalyeler emre karşı gelme lüksüne sahip değildi. Birbirlerine bakıp yutkunduktan sonra kapının önünden çekildiler ve yavaşça eğilerek Yuri’ye geçiş izni verdiler.32Please respect copyright.PENANA05sOH5dMlf
Yuri soğuk bakışlarıyla iki şövalyeyi de süzdükten sonra derin bir nefes aldı, kapıyı ittirip içeri girdi. İçeride Kraliçe Celene ve Kral Daeron tahtlarında oturmuş siyasi konular hakkında konuşuyorlardı. Yuri’nin imparatorluk odasına ani ve izinsiz girişiyle ortam bir anda sessizleşti. Kraliçe ve kral kızlarına döndü. Yuri tahta biraz daha yaklaştı ve önlerinde hafifçe eğilerek onları selamladı. “Affınıza sığınırım majesteleri ama ne demek Heliaris İmparatorluğu’nun elçileri buraya gelecek?” Kral Daeron derin bir nefes verdi, elini alnına götürüp sıvazladıktan sonra kızına yaklaştı. “Yuriciğim, Heliaris İmparatorluğu ile aramızda yüzlerce yıl süren bu gerginliği bitirmemiz her iki imparatorluk adına da iyi olur.”Yuri bu sözlere karşılık soğuk bir bakış attı ve sinirlerini bastırmaya çalıştı. Çocukluğundan beri Heliaris İmparatorluğu’ndan nefret etmişti. Haklı sayılırdı da… Sonuçta Lunamonery Hanedanı’nın liderini öldürmüşlerdi.32Please respect copyright.PENANAv1S4mv9JM8
Kraliçe Celene, kızının nefretini hissederek ona sevgi dolu sarı gözleriyle baktı. Güven veren bir gülümsemeyle Yuri’ye yaklaşıp elini omzuna koydu. “Minik ay ışığım, nefretini anlayabiliyorum ancak bunları geçmişte bırakmamız gerek. Yıllar önceki Heliaris ve Lunamonery Savaşı’nda binlerce kayıp verdik. Her iki imparatorluk da ağır zarar gördü. Bu savaşı devam ettirmenin artık bir anlamı yok.” Yuri’nin öfkesi annesinin sözleriyle biraz dinmişti ama asla bir Heliaris’in önünde eğilerek selam vermeyecekti. Kraliçe Celene kızına yeniden gülümsedi ve geri çekilerek Kral Daeron’a konuşma fırsatı verdi. Kral Daeron boğazını temizledi. “Bak Yuri, Heliaris İmparatorluğu’nun elçileri ve Prenses Katarina Heliaris sarayımızı ziyaret edecek. Onlara saygılı davran.”Yuri babasının emrine sessizce boyun eğdi ve başını salladı. Tam o sırada birkaç şövalye içeri girdi. İçlerinden biri öne çıktı. “Majesteleri, Heliaris İmparatorluğu’nun elçileri ve Prenses Katarina Heliaris sarayımıza ulaşmıştır.” Kral Daeron kaşlarını hafifçe çatarak onayladı ve Yuri’nin omzuna dokundu. “Yuri, git onları karşıla. Unutma, saygılı davran.” Yuri soğuk ifadesini koruyarak babasını onayladı, ardından elbisesinin eteklerini hafifçe kaldırıp kapıya doğru yürüdü. “Hadi askerler, gidiyoruz.” Şövalyeler eğilerek Prenses Yuri’yi selamladı ve kapıyı açtılar. Yuri, şövalyelerin yönlendirmesiyle Lunamonery Sarayı’nın kapısına geldi. Karşısında uzun boylu iki sarışın adam vardı. Saçları geriye doğru taranmış ve özenle şekillendirilmişti. Üzerlerinde Heliaris Hanedanı’nın asaletini yansıtan bordo üniformalar bulunuyordu. Omuzlarındaki altın sırma işlemeler loş ışıkta parlıyor, gümüş düğmeler muntazam bir hizayla göğüslerini süslüyordu. Boyunlarına kadar uzanan beyaz gömleklerinin yakasında fiyonk şeklinde bağlanmış kabarık kravatlar vardı. Ortalarındaki inci tokalar dikkatle seçilmiş bir zarafetin göstergesiydi. Bel hizalarındaki kemerler gri ve altın tonlarında işlenmiş, pantolonları ise kusursuz beyazlığıyla neredeyse ışığı yansıtıyordu. Dizlerinin hemen altına kadar uzanan siyah deri çizmeleri vardı. Fakat bunların hiçbiri Yuri’nin ilgisini çekmedi. Gümüş mavisi gözleri yalnızca tek bir kişinin üzerinde durmuştu. Heliaris İmparatorluğu’nun Prensesi Katarina. Katarina’nın uzun, dalgalı kahverengi saçları omuzlarına serbestçe bırakılmıştı. Güneş ışığında parlıyor, hafif esintiyle nazikçe dalgalanıyordu. Esmer teniyle giydiği kabarık kırmızı elbise uyum içerisindeydi. O da fıstık yeşili gözlerini Yuri’nin üzerine dikmişti. Bu onların ilk karşılaşmasıydı ancak aralarındaki gerginlik açıkça hissediliyordu. İkisi de eteklerini hafifçe tutup eğilerek birbirlerini selamladı. Katarina saçlarını geriye atarak konuştu. “Heliaris İmparatorluğu adına barış için geldim.” Yuri onu küçümseyen bakışlarla süzdü ve kendinden emin bir gülümsemeyle karşılık verdi. “Barış mı? Siz güneş çocukları gölgelerden korkmaz mıydınız?”Katarina bu söz karşısında hafifçe gülümsedi ve Yuri’nin gümüş mavisi gözlerinin içine baktı. “Biz gölgelerden korkmayız, Prenses Yuri. Ama unutmayın… gölgeler bile ışığın varlığıyla anlam kazanır.” Nicholas’ın ciddiyetsiz sesi arkalarından yankılanınca Yuri hafifçe irkildi. “Hahaha! Sarayımıza hoş geldiniz Prenses Katarina!” Bu Nicholas’tı. Yavaş adımlarla yanlarına yaklaştı ve nazikçe eğilerek Katarina’yı selamladı. Yuri ise abisinin bu davranışına göz devirdi. Prenses Katarina da bu centilmen tavra karşılık vererek hafifçe eğildi. “Bu nazik davetiniz ve sıcak karşılamanız için teşekkür ederim Prens Nicholas.” Nicholas, ikisinin arasındaki gerginliği fark etmişti. Bu yüzden yüzündeki rahat ifade kısa süreliğine ciddileşti. Zarif bir hareketle elini Katarina’ya uzattı. “Lütfen,” dedi yumuşak ama otoriter bir ses tonuyla, “Sizi majesteleriyle tanıştırmama izin verin.” Katarina elini nazikçe uzattı. Parmakları inceydi ama tutuşu kararlıydı. Nicholas ve Katarina önden yürüyerek sarayın içine girdiler. Hemen arkalarından Heliaris İmparatorluğu’nun elçileri onları takip etti. Ancak Yuri birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Gümüş mavisi gözleriyle uzaklaşan Katarina’yı sessizce izledi. Ardından yavaşça nefes verdi ve bakışlarını başka tarafa çevirdi. İçindeki öfkeyi bastırmaya çalışıyordu. Bu sonuçta bir barış antlaşması olacaktı… değil mi? Yoksa yeni bir savaşın başlangıcı mı? Yuri başını hafifçe kaldırıp yavaş yavaş güneşi kapatan bulutlara baktı. “Sanırım ilk kar taneleri yakında düşecek…”32Please respect copyright.PENANASYmGEG2dmF
Kendi kendine mırıldandıktan sonra toparlandı ve o da sarayın içine girdi.32Please respect copyright.PENANAZtyUru07Aj
Koridor boyunca sessizce yürüyordu. Gözleri ise önde sohbet ederek ilerleyen Nicholas ve Katarina’ya takılmıştı.32Please respect copyright.PENANAlz0UK8CZKk
“Sarayımızı nasıl buldunuz Prenses Katarina?” diye sordu Nicholas, dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessümle. Katarina nazikçe gülümsedi ve etrafına kısa bir bakış attı.32Please respect copyright.PENANAWDCIj0ctMZ
“Farklı bir havası var… Beğendim.”32Please respect copyright.PENANA9JS39CIAAy
Nicholas bu cevaptan hoşnut kalmış olacak ki gururlu bir şekilde gülümsedi.32Please respect copyright.PENANAAM07Dtuy2c
Katarina yürürken arkasından gelen Yuri’ye kısa bir bakış attıktan sonra yeniden Nicholas’a döndü. “Kız kardeşiniz Prenses Yuri ile hiç benzemiyorsunuz Prens Nicholas.” Nicholas derin bir nefes verdi ve kabarık siyah saçlarını geriye doğru yatırdı. Sarı gözleriyle Yuri’ye kısa bir bakış attı.32Please respect copyright.PENANAylUaF0kH91
“Hah, bunu çok sık duyuyoruz. Ben daha çok anneme çekmişim, Yuri ise babama.”32Please respect copyright.PENANAT3yZ1d6X9i
Katarina düşünceli bir ifadeyle önüne baktı.32Please respect copyright.PENANAlTL0JDdKMj
Toplantı odasına geldiklerinde büyük ve ağır kapılar askerler tarafından açıldı. Çıkan gürültü koridorda yankılandı.32Please respect copyright.PENANAjUWFZbgIQL
Kraliçe Celene ve Kral Daeron içeride, büyük diplomatik masanın yanında duruyorlardı. Nicholas ve Katarina içeri girerken Yuri de hemen arkalarından salona adım attı. Katarina öne çıktı, kırmızı elbisesinin eteklerini zarifçe kavrayarak hafifçe eğildi ve kral ile kraliçeyi selamladı. Ardından yüzünde çok da samimi görünmeyen ama kusursuz duran bir gülümsemeyle konuştu. “Kraliçe Celene ve Kral Daeron, beni Lunamonery İmparatorluğu’na davet ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Umarım bu barış antlaşması iki tarafın da refahını artırır.” Yuri, Katarina’nın yüzündeki o diplomatik gülümsemeyi görünce midesinin bulandığını hissetti. Onun sahte samimiyeti sinirlerini bozuyordu ancak bunu belli etmemek adına sessiz kaldı. Kral Daeron ve Kraliçe Celene, Prenses Katarina’yı büyük bir memnuniyetle karşıladılar. Hatta Katarina yanında Heliaris’e özgü parlak siyah taşlardan yapılmış çelik bir kolye getirmişti. Yanındaki elçilerden biri küçük bir kutu uzattı. Katarina kutuyu kendi elleriyle aldı ve Kraliçe Celene’ye yaklaştı. Zarif parmaklarıyla kutuyu açarak içindeki kolyeyi sundu. “Bu taşlar Heliaris İmparatorluğu’ndan geliyor majesteleri,” dedi sakin bir sesle. “Boynunuzda oldukça zarif duracağını düşündüm.” Katarina tam anlamıyla gerçek bir diplomat gibiydi. Tek bir hata bile yapmıyordu ve bu durum Yuri’nin sinirlerine dokunuyordu. Kral Daeron elini kaldırınca şövalyelerden biri lacivert kadife bir kutu getirdi. Şövalye, Prenses Katarina’nın önünde durup kutuyu açtı. İçinde son derece keskin ve parlak bir hançer vardı.Kırılmaz gümüşten yapılmıştı; ayın pürüzsüz yüzeyi gibi parlıyordu. Tutma kısmında ise ince ay motifleri işlenmişti.32Please respect copyright.PENANA8CozneVeF7
Katarina kaşlarını hafifçe kaldırdı. Sanki daha önce bir hançeri bu kadar yakından hiç görmemiş gibiydi. Yuri kenarda dururken öfkesinin büyüdüğünü hissediyordu. Bu aptal diplomatik gösteri ne zaman bitecekti? Nicholas, Katarina’nın yüz ifadesini görünce hafifçe sırıttı.32Please respect copyright.PENANAU9c2VyesHm
“Bu hançer size ay çocuklarından bir hediyedir matmazel.” Yuri abisinin flörtöz tavrına göz devirdi. Bir güneş çocuğuna, gecenin karanlığında dövülmüş bir silah vermek… ironik.32Please respect copyright.PENANAA2dweQ1snY
Katarina kendini toparladı ve kadife kutuyu dikkatlice kapattıktan sonra yanındaki sarışın elçiye uzattı. Ardından hafifçe eğildi.32Please respect copyright.PENANAeZS4lQ5qgQ
“Umarım barışımız bu hançer gibi keskin olur majesteleri.” Kral Daeron omuzlarını dikleştirerek birkaç kez öksürdü. Gür sesi toplantı odasında yankılandı. “Bu akşam ziyafette barışımızı kadehlerle taçlandıracağız!” Yavaş yavaş şövalyeler toplantı salonunu terk etmeye başladı. Ziyafet hazırlıkları çoktan başlamıştı.32Please respect copyright.PENANASjSa4xNp2z
Nicholas elini belinin arkasına koyarak hafifçe eğildi ve diğer elini Katarina’ya uzattı. “İzin verirseniz prensesim, size sarayımızın harikalarını göstermek isterim.”32Please respect copyright.PENANALXVp537WoO
Katarina bu centilmen teklife küçük bir gülümsemeyle karşılık verdi ve elini nazikçe Nicholas’ın avucunun içine bıraktı.32Please respect copyright.PENANAaI2cIStUVu
Nicholas tam Katarina’yla birlikte odadan çıkacakken durdu ve omzunun üzerinden Yuri’ye baktı. “Yuri, sen de bize eşlik etmek ister misin?” Katarina da başını çevirip Yuri’nin cevabını bekledi.Yuri onlarla gitmek istemiyordu. Ancak bu tavırla devam ederse babasıyla sorun yaşayacağını biliyordu ve bu, isteyeceği son şeydi. Gözlerini Katarina’ya dikti, ardından derin bir nefes aldı. “Tabii… neden olmasın ki?” Ve üçü birlikte toplantı odasından çıktı.


