Altın gül, sıradan bir gülü doğru insanın eline verdiğinde ortaya çıkan şey. Ama bunun nasıl olduğunu kimse anlatmaz. Çünkü bu bir anda olan bir şey değildir. Ne bir sabah uyanınca olur ne de tek bir dokunuşla. Zaman ister. Sabır ister. Bazen susmayı, bazen beklemeyi, bazen de hiçbir şey yapmadan yanında kalabilmeyi ister. Aslı’nın yanında öğrendiğim şeylerden biri buydu. Her şeyi düzeltmeye çalışmamak. Her cümleyi tamamlamak zorunda olmamak. Bazen sadece orada olmak yeterliydi. Onun nefes alışını duymak, yüzündeki ifadeyi ezberlemek, gözlerinin hangi anlarda dalıp gittiğini fark etmek. Bunlar büyük şeyler değildi ama bir gülü yaşatan şey de büyük mucizeler değildir zaten. Ben hâlâ kusurluyum. Hâlâ yanlış kelimeler seçiyorum. Hâlâ bazen kendimi savunmaya geçiyorum, bazen susmam gereken yerde konuşuyorum. Değişen tek şey şu: artık biri var ve ben yanlış yaptığımda tamamen yalnız kalmıyorum. Aslı, beni benden kurtarmıyor; ama bende kaybolmamı da engelliyor. Bazen ona bakıyorum ve şunu düşünüyorum: Eğer bir insan başka bir insanın yaralarını sararken kendi yaralarını da unutturabiliyorsa, orada bir bağ vardır. Aslı bana hiçbir zaman “olman gereken kişi”yi göstermedi. Ama yanında olduğum hâlimle kalabileceğim bir alan açtı. Belki de bu yüzden onun yanında kendimden kaçmak istemiyorum. O gül hâlâ aklımda. Elinden alıp saklamadım. Kurutmadım. Bir hatıra olsun diye bir köşeye koymadım. Çünkü altın gül, saklanınca anlamını yitirir. O, elde tutuldukça değerlenir. Düşecekmiş gibi olduğunda refleksle tutulur. Kaybolacakmış gibi olduğunda aranır. Aslı’yla olan şey de böyle. Korumaya çalıştığım bir anı değil. Üzerinde emek verdiğim bir hâl. Eğer bir gün yine yorulursam, yine solduğumu hissedersem, dönüp baktığım yer belli. Çünkü ben artık biliyorum: Bir gül tek başına altın olmaz. Ama doğru elde, doğru zamanda, doğru hisle… sıradanlığına rağmen değer kazanır. Ve ben, bu dünyada altın gülün neye benzediğini bir kez gördüm... Seni seviyorum Aslım. Bugün yaptığım bir daha tekrarlanmayacak, bana istediğini söylemekte ve yapmakta özgürsün. Yine de affetmen uğruna bu aptal beyin senin için bunu yazdı. Okuduğun için teşekkürler meleğim. (Altın gül o kadar kusursuzdu ki, o hata yapınca odak nokta olmaz ve geçiştirilir ama solmuş bir gül hata yapınca üzerine basılır. Ödeştiğimizi sanmakla ahmaklık ettim. ehm)132Please respect copyright.PENANAP5AnVsCSpo


